İsmet Nane
1979-1980-1981-1982 Cem tıp fakültesi öğrencisi. Abisi Atilla benim yanımda ihtisas yapıyordu. Biz o sırada tanıştık. Sonra Viyana’ya gitti ve sonrasında çok özel bir dostluk gelişti. Her Türkiye’ye geldiğinde yemeklere çıkardık, beraber vakit geçirirdik.
Onunla ilgili aklımda kalan en komik şey ise, beni hep Orhan Gencebay’a benzetirdi. Bir gün Viyana’ya dönmeden, üstelik de hemen hemen uçağın kalkmasına bir-bir buçuk saat kala, koşarak bir Orhan Gencebay posteri, iğneler -raptiye bulamamış- almış gelmiş. “Bunu duvara asmazsan küser giderim” dedi. Oğlum tamam ben asarım, sen git diye ısrar etmeme rağmen uçak kaçırma pahasına posteri astı gitti.
Aradan 10 yıl geçtikten sonra karşılaşma hikayemiz ise şöyle;
Abisi Atilla ile biz hiç kopmadık. Atilla bir gün geldi dedi ki, Cem Magic Life diye bir oteller zinciri kurdu. Gel sana da “complimentary” verelim. Ben o zaman “complimentary” ne demek bilmiyorum. Anlamadım doğal olarak… Sonradan öğrendim ki meğer beni misafir edeceklermiş. E ondan sonra biz otelden hiç çıkmamaya başladık. Otelin müdür gibi olmuştum.
Neyse otelde bir gün bir koşturma, bir telaş. Noluyor, otelin patronu geliyor!!!
Hep beraber cafesinde buluşacağız, herkes bekliyor onu orada…
Karın bana eğildi dedi ki- nişanımızdan beri tanır eşimi de bu arada- “aradan bu kadar zaman geçti, adam da koca patron, şimdi bu kadar personelin yanında mesafeli davranabilir, sen de Akdeniz erkeğisin, alınma sakın” Pata pata pata helikopter geldi. İçinde Cem indi. Taaa uzaktan beni gördü. İsmet Abiii, İsmet Abiiii diyerek koşarak geldi, beni havalara attı, tuttu. Öyle de güzel bir insandır!!! O gün bu gündür biz bir aileyiz.